Kültür olarak bizim kültürümüze ve mimari doku olarak bize oldukça yakın bir şehir Plovdiv. Bulgaristan’a bağlı bu şehirde özellikle Türk ve Osmanlı Mimarisi kendini hissettiriyor. Yollar ve evler sanki Türkiye’den bir şehirde dolaşıyormuşsunuz izlenimi vermekte.

Buranın geçmişi dört bin yıl öncesine dayanmakta. Küçük bir şehir olmasına rağmen gezilip görülebilecek çok enteresan ve birbirinden önemli tarihi eserlere sahip. Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kaldığı için mimari olarak ağırlıkla Osmanlı mimarisine sahip. Burasının uzun yıllar Osmanlı hakimiyetinde kalması sebebiyle Türkler tarafından Filibe olarak da bilinmekte. Ancak burada yaşayan Bulgarlar Filibe adının kullanılmasını pek sevmiyorlar.

Çok Küçük Bir Şehir

Plovdiv, Bulgaristan’ın Sofya’dan sonraki ikinci büyük kenti. Kentin sokaklarının büyük çoğunluğu taşlı dar sokaklar ve bu sokaklarda bulunan ahşap evlerden oluşuyor. Burası çok küçük bir şehir olması itibariyle ziyaret eden turistlerin kısa sürede tüm şehri dolaşabilmeleri mümkün. Günübirlik olarak da gelinebilir. Gezilebilecek yerlerinde başında Roman Stadium olarak bilinen ve Roma döneminden kalan tarihi bir tiyatro mevcut. Burada hala çeşitli etkinlikler yapılmaya devam ediyor. Anfi tiyatro şeklindeki eser yaklaşık olarak bin beş yüz kişilik.

Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan eserlerin en önemlisi Hüdavendigar Cami. Murat Hüdavendigar tarafından yaptırılan cami geçen yıllar boyunca çok defa restore edilmiş. Cami burada yaşayan Müslümanların çok sık ziyaret ettikleri yerlerin başında gelmekte. Şehrin merkezinde bulunması da turistlerin ilgisini arttıran etmenlerden bir tanesi.

Plovdiv, oldukça küçük bir şehir olması itibariyle bir günlük süre içinde kolaylıkla gezilebilir. Buraya gelmek için İstanbul Esenler otogarından otobüse binerek Sofya’ya oradan da Plovdiv’e gelmek mümkün. Bulgaristan sınırını geçerken evraklarınız tam değilse aksaklık yaşamanız mümkün. Yaşanabilecek tek sorun bu olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here