Son zamanlarda ‘reflü’ konusu toplumun gündeminde giderek daha fazla yer almaya başladı. Aslında reflü hep vardı. Türkiye’de son 1-2 yıldır gündeme giren reflü batı ülkelerinde 20-30 yıldır en önemli gündem maddelerinden biri.

Reflü basitçe ‘kaçak’ demek. Ağızdan ve gırtlaktan geçen yiyecekler yemek borusu içinden geçerek mideye ulaşırlar. Yemek borusundaki maddelerin mideye rahatça geçmesi istenen bir durumdur; ama mide içindekilerin yemek borusuna kaçması (yani reflü) can sıkıcıdır. Çünkü mide içinde çok yakıcı nitelikte asit bulunur. Midenin kendisi asite dayanıklıdır, asit mideye zarar vermez, ama yemek borusu ve daha yukarıdaki kısımlar asite dayanamazlar. İşte yemek borusunun mideye girdiği noktada aşağıya geçişe izin veren ama yukarı geçişe izin vermeyen bir mekanizma var. Ama bu mekanizma bazan iyi işlemez ve reflü olur.

Nasıl anlarız?

Bazen hiç bir belirti olmadan da reflü olabilir. Ama genellikle karın üst bölümü veya göğüs arkasında cansıkıcı bir yanma ile reflü kendini farkettirir. Bazan da sindirim bozukluğu, hıçkırık ve yalancı kalp ağrısı gibi şikayetler görülebiliyor. Eğer asit daha yukarılara kadar çıkabilirse, boğazda yanma ve gıcık, yabancı cisim hissi, kronik öksürük, ses kısıklığı, ağızda kuruma, dişlerde aniden çürüme, ve daha bir sürü alakasız belirtiler ortaya çıkabiliyor.

Eyvah bende belirti var!!

Heyecanlanacak bir şey yok. Herkes hayatının bir döneminde en azından bir kere reflü ile tanışmıştır veya tanıştığının farkında değildir. Yemek borusu ile mide arasındaki mekanizma çok da sağlam olmadığından hergün küçük miktarda asit kaçakları olur zaten. Ama ‘fizyolojik reflü’ denen bu durum herhangi bir tedavi gerektirmez. Ama bazı kişilerde reflü ciddi boyutlara ulaşabilir. O zaman bu kişilerdeki durum ‘reflü hastalığı’ (GERD) adını alır.

Ne yapmalı?

Reflüsü olanların izlemesi gereken yollar belirlidir ve bir sıra dahilinde yapılması gereken tetkikler ve tedaviler vardır. Bu yolun bir aşamasında endoskopi gibi zahmetli tetkikler ve hatta ameliyat gerekebilir. Öncelikle reflünün fizyolojik düzeyde mi yoksa hastalık düzeyinde mi olduğunu anlamak sonra da ona göre tedaviyi sürdürmek gerekiyor.

Sonuç

Göğsünde veya midesindeki yanmayı antiasitlerle geçiştirenler, boğazında yanma, ses kısıklığı olup da bunu başka nedenlere bağlayanlar, inatçı ve geçmeyen öksürük olup da bronşit veye astım olduğunu sananlar, çok sayıda dişleri çürüyenler, belki de sizde reflü olabilir.

Mide ve göğüs bölgesinde yanma ve ağrı, boğazda yanma kuruluk ve ses kısıklığı, ağza ekşi su gelmesi ve dişlerde çok sayıda çürüme gibi şikayetleri olan kişilerde reflü hastalığı olabileceğini; ancak herkeste az veya çok miktarda reflü olabildiği, öncelikle ‘fizyolojik reflü’ ile ‘reflü hastalığı’ arasında ayrım yapılmasının önemli olduğunu söylemiştim.

Gastroskopi mi yaptırmalı?

Hayır. Yemek borusu ve mideye ışıklı bir alet yardımıyla bakılarak inceleme anlamına gelen gastroskopi reflüde ilk yapılacak işlem değildir. Zaten tüm reflülülere gastroskopi yapılmaya kalkışılsa buna tüm ülkenin cihazları 24 saat çalışsa da yetmez.

İlk yapılacak şey 1. basamak hekimine gitmek, onun reflü için önereceği ilaçları kullanmak olmalıdır. Bu ilaçlar midenin asit yapımını durdurarak etki gösterirler. Bir de bazı yemek alışkanlıklarını değiştirmek gerekiyor. Mesela akşamları az yemek ve yatmadan önceki 3 saat içinde birşey yememek, yağlılardan, sigara ve alkolden kaçınmak gibi. Reflü yakınmaları 10-15 günlük düzenli bir tedavi ile düzelir, veya en azından azalır. Ama ilaçlarla hiçbir düzelme sağlanamazsa o zaman acaba ‘reflü değil de başka bir ciddi hastalık mı var’ sorusu belirir, işte o zaman hemen gastroskopi yapılmalı.

İlaçlarla yakınmalar geçer ama ilaçları bırakınca tekrar başlarsa, ve bu olay sık sık tekrarlar ve can sıkıcı bir durum halini alırsa? Şimdi yapılması gereken reflü ile ilgilenen bir hekime danışarak bazı şeyler yapmaktır. Hekim gastroskopi dışında, 24 saatlik asit takibi, mide girişindeki basıncın ölçümü gibi diğer bazı özel tetkikleri de yapacaktır. Bütün bunların sonucunda da yemek borusunun alt kısmını etkileyen bir fıtık olup olmadığı, burada aside bağlı tahribatın boyutu gibi bazı önemli ek bilgiler de sağlanır.

Hemen ameliyat mı olmalı?

Hayır, ameliyat gerekli diyebilmek için bazı koşullar var; ve bu koşulların oluştuğunu görecek kadar yeterli bir süre ilaç kullanmadan ameliyat düşünülmemeli.

Bahsettiğim gibi reflünün ömür boyu sürecek olan ilaç tedavisinin maliyeti ciddi rakamlara ulaşıyor, yıllar içinde artan kanser riski de cabası. Bu gibi etkenlerle batı ülkelerinde ciddi reflü hastalığının tedavisi için yeni yeni alternatifler geliştirilmekte. Uzun zamandan beri uygulanan ‘fundoplikasyon’ ameliyatı ile yemek borusunun alt tarafındaki zayıf bölüm, mideden yapılan yastıkla güçlendiriliyor. Bu ameliyattan sonra reflü belirgin şekilde azalacaktır.

Kaynak :

Dr.Can TÜREK
İstanbul
Doktor “Genel Cerrahi”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + seventeen =