Selena Gomez ile gündeme gelen Lupus hastalığı (Sistemik lupus eritematoz); bağışıklık sisteminin kendi doku ve organlarını hedef alarak savaştığı, kronik inflamatuar bir hastalıktır. Lupus, cilt, böbrekler, kan hücreleri, beyin, kalp ve akciğerler dahil bir çok organ ve sistemi tutabilir. Lupusta birçok organ ve sisteme ait tutulum belirtileri olabileceğinden teşhis edilmesi zor olabilir. Çok geniş spektrumda birçok şikayet ve bulguya neden olduğu ve birçok hastalığı taklit edebileceğinden; doktorlar tarafından lupus “büyük taklitçi” olarak da adlandırılır. Lupusun en ayırt edici bulgusu, yüzde burundan yanaklara doğru uzanan kelebek tarzındaki cilt döküntüsüdür (malar raş); bu çoğunlukla olmakla birlikte, her lupusluda bulunmayabilir. Hastaların çoğunda halsizlik, cilt döküntüsü, artrit ve ateş bulunur.

Lupus Hastalığının Genel Özellikleri:

Hastalık hafiften şiddetliye doğru değişen alevlenmelerle seyreder.
Kadınlar erkeklere göre 9-10 kat daha fazla etkilenir.
Tedavi tutulumun yerine ve şiddetine göre değişir.
Lupus her kişide farklı tutulum özellikleri göster.
Lupus, tedaviyle tamamen yok edilemez. Ancak ilaç tedavisiyle hastalığı kontrol altına almak, doku ve organ hasarını önlemek mümkündür.

Sistemik lupus eritematozu tedavisi için müthiş bulgu saptandı!

Lupus Hastalığı Nedir?

Lupus hastalığı (Sistemik lupus eritematozus (SLE)), kronik, sebebi bilinmeyen, immünolojik bozukluklarla birlikte, otoimmün karakterli, birçok organ ve sistemi tutan bir bağ dokusu hastalığıdır. İlk kez 1833’de Fransız dermatoloğu Biett tarafından kronik dermatolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmıştır ve 1851’de Cazanave ”Lupus eritematozus” ismini kullanmıştır. Osler 1890’da hastalığın sistemik özelliklerine dikkat çekmiştir. 1948’de Hargraves, Lupus Eritematozus “LE” hücre fenomenini, 1957’de Frio, indirekt immünfloresan yöntemle antinükleer antikor (ANA) varlığını göstermiştir. Daha sonra anti-DNA antikorun saptanması hastalığın otoimmün özelliğini kanıtlamış ve diğer gelişmelere katkı sağlamıştır. İmmünoloji ve modern genetik alanında bilgilerin hızla artması ile son 10 yılda sistemik otoimmün hastalıkların prototipi olan SLE patogenezinde ve tedavisinde gelişmeler kaydedilmiştir. Hastalık klinikte ateş, eklemlerde şişlik, ciltte eritemli döküntülerden, böbrek, santral sinir sistemi, akciğer gibi organ ve sistemlerin etkilenmesine kadar çeşitlilik gösterir. Hastaların büyük kısmında halsizlik yorgunluk ateş, kas ağrıları ve kilo kaybı gibi spesifik olmayan sistemik semptomlar yanında, spesifik organ ve sistem semptomları bulunabilir. Hastalık, bazen ateş ile başlayarak infeksiyonu taklid edebilir veya sinsi bir şekilde aylar ve yıllarca ateş, yorgunluk, halsizlik semptomları ile seyredebilir. Klinik seyir hafiften ciddi gidişe kadar değişebilir, tipik olarak değişen sürelerde remisyon ve alevlenmeler görülür.

Lupusun Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Lupus hastalığını teşhis etmek zor olabilir. Çoğu kez lupusa özgü olmayan belirtiler ateş, halsizlik, kilo kaybı, saç dökülmesi, karın ağrısı, kansızlık, el ve ayak eklemlerinde ağrı, bazen gebelik kayıpları gibi çok geniş yelpazede ve farklı yakınmalar vardır.

Döküntüler-burundan yanaklara doğru yayılan kelebek tarzında cilt döküntüsünün olması (malar raş), güneş ışığı ile ciltte döküntü (fotosensitivite), diskoid döküntü, yaygın eritemli cilt döküntüleri,
Raynoud fenomeni (soğuk veya stres altında el ve ayak parmakları gibi vücudun uç noktalarında gelişen solukluk, morarma ve sonra kızarmayla giden bir damarsal bozukluk durumu),
Ağız içinde yaralar,
Artritler; özellikle küçük eklemlerde sabah tutukluğu ve eklemlerde ağrı, şişme veya artropati (Jacood artropatisi),
Akciğer ve kalp zarında inflamasyona bağlı sıvı artışı (plörezi, perikardit); nefes alıp vermekle veya devamlılık gösteren göğüs ağrısı.
Böbrek; idrarda kan veya protein bulunması veya böbrek fonksiyonunda bozukluk, ödem gelişmesi.
Nörolojik problemler; nöbet, inme (felç) veya psikoz gibi.
Anormal kan testleri: kan hücrelerinde azalma (eritrosit, trombosit, lökosit, lenfosit), anti-nükleer antikor (ANA) pozitifliği, anti-dsDNA, anti-Sm, anti-fosfolipid antikor veya yalancı sifiliz testi pozitifliği.
Antifosfolipid antikorları; tekrarlayan gebelik kayıpları ve/veya damarlarda pıhtılaşmayla giden bir sendromda bulunan antikorlardır. Lupuslu hastalarda bu antikorların bulunması, hem lupus tanısına yardımcı hem de beraberinde antifosfolipid sendromunun da eşlik edip etmediğini göstermek açısından önemlidir.

Lupus Hastalığının Nedenleri

Hastalığın nedeni kesin bilinmemektedir. Lupus hastalığının nedenlerinde genetik ve çevresel faktörlerle birlikte hormonların önemli rolü bulunmaktadır. Bu faktörler, immün toleransın kırılmasına neden olarak endojen antijenlere karşı immün cevabın başlamasına katkıda bulunurlar.

A. Lupus hastalığına neden olan genetik faktörler

Bazı toplumlarda, ailelerde veya ikizlerde genetik yatkınlığın önemini destekleyen bulgular gözlenmiştir. Tek yumurta ikizlerinde birlikte görülme olasılığı %25, çift yumurta ikizlerinde %5 civarındadır. Aynı ailenin birden fazla bireyinde hastalığın görülme sıklığı %5-12 arasında bulunmuştur. Semptomu olmayan ailenin diğer bireylerinde hipergammaglobulinemi, ANA ve anti-fosfolipid antikor (AFA) bulunabilir. Genom çalışmaları immün cevap ve inflamasyonla ilgili genlerin (HLA-DR, PTPN22, STAT4, IRF5, BLK, OX40L, FcγRIIA, BANK1, IRAK1, TNFAIP3, C2, C4, C1q) önemini ve hastalık patogenezinde immün sistemin tüm komponentlerinin esas olarak etkilendiğini göstermiştir. HLA çalışmalarında DR2 ve DR3 antijenlerinin hastalıkla sık birlikteliği ve A1 B8 DR3 haplotipi taşıyanlar arasında bu hastalığın yaklaşık 10 kat daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Kompleman proteinlerinden C1r, C1s, C1q’da kalıtımsal eksiklikler, C2 ve C4’ü kodlayan genlerde anormallikler ile homozigot C4A null alleller SLE için yüksek risk taşırlar. Bu anormallikler sonucu kompleman aktivitesinde azalma, antijen klirensinin ve nötralizasyonunun bozulması hastalığa yatkınlığı artırmaktadır. SLE için risk oluşturabilecek çok sayıda sitokin ve reseptör gen bölgelerinin (TNF-alfa, T hücre reseptör, IL-6, FcγRIIA ve FcγRIIIa gibi) saptanması, SLE gelişiminde çoklu genlerin etkisi olduğunu desteklemektedir. Ancak genetik faktörler hastalık oluşmasında tek başına yeterli değildir, diğer faktörlerin de katkısı önemlidir.

B. Lupus hastalığına neden olan çevresel faktörler

Başlıca stres, ilaçlar, ultraviyole ışınları ve infeksiyonlar (özellikle EBV infeksiyonu) gibi çevre faktörlerinin hastalığın alt tiplerini tetiklediği iyi bilinmektedir.

a. Enfeksiyonlar: Enfeksiyon ajanları, özellikle viruslar ve bazı bakteriler otoimmünite ile ilişkilendirilmiştir. Viral partiküllerin hücre içinde görülmesi, antiviral antikorların yüksek olması, viral RNA ile reaksiyon veren anti RNA antikorlarının varlığı virusların rolünü desteklemektedir. Mikrobiyal antijenlerle otoimmünite gelişmesi arasında olasılıklar:

Mikroorganizmalar inflamasyonu başlatarak doku hasarına ve self antijen değişikliğine yol açar. Konakçı değişmiş antijenlere karşı reaktif duruma geçebilir.
Mikrobiyal ajanların yapısal proteinleri ile konak antijenleri arasında moleküler benzerlik, immün sistemin hem mikroorganizmaya hemde kendi antijenlerine karşı reaksiyonuna neden olabilir.
Th1-Th2 dengesi bozulabilir; Th1 hücreler salgıladıkları sitokinlerle hücre içi patojenlere (virus, mikoplazma ve bakteri gibi) karşı hücresel immün yanıt verir. Th2 hücreler ise hücre dışı patojenlere karşı humoral immün yanıt verir. Sağlıklı immün sistemde bu iki hücre grubu denge içinde çalışırken Th1 hücre tarafı zayıflar ve denge Th2 tarafına kayarsa humoral aktivite artar, böyle bir ortamda otoimmünite gelişmesi kolaylaşabilir. Bazı virüsler ve bakteriler, çevredeki toksinler ve bazı kimyasal maddeler Th-2 hücre aşırı aktivitesine yol açabilir.

b. Güneş Işınları (UV): Güneş ışığı hastalığın gelişmesini ve alevlenmesini tetikleyen çevresel bir faktördür. Hastaların yaklaşık %50’si fotosensitivite tanımlar, özellikle 290-320nm dalga boyu ultraviyole B sorumlu tutulmaktadır. UV ışığı keratinositlerden IL-I, IL-3, IL-6, TNF-α ve GM-CSF üretimini arttırarak inflamasyonu tetiklemektedir.

c. İlaçlar: Procain amide, hydralazin, diphenilhydantoin ve isoniazid gibi bazı ilaçların uzun süre kullanımı ANA yapımına neden olur ve klinik olarak lupusa benzer belirtiler görülebilir, bu durum “ilaca bağlı lupus” veya “lupus benzeri sendrom” olarak bilinir. Bu ilaçların ve metabolitlerinin ortak özelliği, reaktif aromatik amin ve hidrazin grubu içermeleridir,ancak etki mekanizmaları iyi bilinmemektedir.
C. Lupus hastalığına neden olan hormonlar

Lupus hastalığı gelişmesinde kadın cinsiyeti önemli bir risk faktörüdür. Cinsiyet hormonlarından estrojen, antikor üretimini arttırır, testesteron ise azaltır. SLE’lu hastalarda ve lupuslu fare modellerinde estrojen ve androjen metabolizmasında anormallikler saptanmıştır. SLE’lu kadın ve erkek hastalarda estrojen hidroksilasyonunda artma ve estrojenik uyarıda uzama, B lenfosit hiperaktivitesine ve çeşitli immün regülasyon anormalliklerine yol açabilir

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here