Anksiyete Bozukluğu ile Mücadele Etmenin 5 Yolu

Anksiyete bozukluğu veya bilinen diğer adları ile ‘’kaygı bozukluğu’’ ya da ‘’panik atak’’, artan stres düzeyiyle beraber harekete geçen, ne zaman uğrayacağı konusunda sürprizlerle dolu olan, insanın sosyal ve düşünsel yapısını olumsuz yönde etkileyen, önlem alınmaması halinde ciddi boyutlara ulaşabilen psikolojik bir rahatsızlıktır. Peki, anksiyete bozukluğu ile başa çıkmak mümkün müdür? Elbette! Anksiyete bozukluğu ile mücadele etmenin 5 yolu ile kaygı düzeyimizi minimuma hayat enerjimizi maksimuma çekmek mümkün!

1) Kabul Edin.

Yorgun ve uykusuz geçirdiğiniz bir gecenin sabahında başınız ağrıyor. Normal kaygı seviyesinde olan bir beyin bunun sebebini uykusuzluk veya yorgunluğa bağlayabilir, bir ağrı kesici alabilir veya geçmesini bekleyebilirdi. Ancak bu sizin tarzınıza uygun bir yöntem değil. Hemen akıllı telefonunuzdaki tarayıcıyı açıp Google’a giriyor ve baş ağrınızla alakalı bir takım aramalar gerçekleştiriyorsunuz. İnternetteki bilgi kirliliği tabii ki de öncelikle olarak en kötü ihtimalleri gözler önüne seriyor ve baş ağrınızın sebebini tümör veya MS’ten kaynaklı olabileceği konusunda onlarca sayfalar getiriyor önünüze. Ağrınızın şiddeti artıyor, geçen gün kolunuzdaki ve ondan önce de göğüs kafesinizdeki ağrı için yaptığınız aramalarda da benzer durumlar yaşamıştınız. Hatta bu ağrılar için doktor doktor gezmiş, bir sürü test yaptırmış, bir probleminizin olmadığını söyleyen doktorlara bile inanmamıştınız. Bir başka gün, sinemadasınız. Arkadaşlarınızla eğlenceli vakit geçiriyorsunuz. Ancak bir terslik var bir anda nabzınızın yükseldiğini, titrediğinizi, midenizin bulandığını hissediyorsunuz. Kalp krizi olabilir mi? Ya ölürsem? Gibi düşünceler zihninizde adeta yankılanıyor. İşte o anda bulunduğunuz yerden bir an önce çıkmak ve hastaneye doğru koşmak istiyorsunuz, nitekim öyle de oluyor. İki gün önce okulda çok önemli bir sınava girmeden önce de aynı şeyler olmuştu. O zaman da doktora gitmiş ancak doktorlar fiziksel anlamda herhangi bir soruna rastlamamaları sonucu tekrar sizi psikiyatra yönlendirmişlerdi ancak siz yine onlara inanmak yerine bünyenizdeki bulguları bir hastalığa yordunuz ve ısrarla psikiyatri kliniğine gitmeyi reddederek şikâyetlerinizi çözecek farklı hastane ve doktor arayışına girmeye çoktan başladınız.
Yukarıda bahsettiğim hikâyenin birçoğunuza tanıdık gelmiş olduğunu düşünüyorum. Bunun en büyük sebebi; Türkiye’de bu rahatsızlığı nüfusun yaklaşık %5-6 oranının yaşıyor olması. Anksiyete bozukluğu tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Ancak mental durumunuz tedaviye bir cevap verebilmek için öncelikle sorunu net olarak saptamak ve kabul etmek ister. Anksiyete bozukluğu yaşayan bireylerin yaptığı en büyük hata psikolojik bir rahatsızlığını olduğunu reddetmek ve hastalıkla inatlaşmaktır. Eğer Anksiyete bozukluğunuz olduğunu reddederseniz, vücudunuzdaki terslikleri anlamlandırmaya çalışan beyninizin otomatik olarak kaygı düzeyi artacak ve ataklarınız sıklaşacaktır. Bu yüzden hastalığı ne kadar erken kabul edip tedaviye başlarsanız, hastalığınızla alakalı olumlu aksiyonları da aynı derece de hızlı alabilirsiniz.

2) Tedavi Sürecindeki Adımları Eksiksiz Uygulayın.

Hatalığınızı kabul ettiniz ve bir psikiyatr hekiminden yardım alıyorsunuz. Bu yolda uygulanabilecek en doğru adım psikiyatr hekiminizin tavsiyelerine harfiyen uymaktır. Anksiyete bozukluğu tedavisinde hastalığınızın şiddetine göre hekiminiz size çeşitli ilaçlar vermeyi uygun görebilir. Bu ilaçların kullanım süresi ve şekli kesinlikle hekiminizin belirlediği şekilde olmalıdır. İlaçlar zamanla sizin tabii ki de amacına uygun olarak daha iyi hissetmenize sebep olacaktır. Buna güvenerek ‘’Son zamanlarda kendimi çok iyi hissediyorum, bugün ilaçlarımı almama gerek yok.’’ gibi bir iç ses duyarsanız hemen onu susturun. Anksiyete bozukluğunu ilk paragrafta tanımlarken ‘’sürprizlerle dolu’’ tanımını kullanmamın en büyük sebebi hastalığın sizi nerede, ne zaman ve ne şekilde yoklayacağının asla belli olmamasıdır. Siz kendinizi çok iyi hissederken bir anda kaygı düzeyiniz tekrardan yükselebilir ve atak geçirebilirsiniz. İlaçlar bu ani parlamaları önleyici nitelikte ve sıklıkta size tavsiye edilir. Aynı zamanda hekiminizin size verdiği tavsiyelere de uymak bunlar spor, uyku düzeni, beslenme alışkanlığı konularında olabilir. Hastalığınızı yenmeniz konusunda size ciddi bir yol kat ettirecektir.

3) Beslenme ve Uyku Düzenine Dikkat Edin.

Anksiyete bozukluğunu yenebilmek için yapmamız gereken en önemli şeylerden biri de kötü besinlerden kaçınmak ve tekrar eden yeterli bir uyku düzeni oluşturmaktır. Stresten en çok etkilenen organların başını kendi vücudumu da referans göstererek Mide’nin çektiğini söyleyebilirim. Karşılaştığım örneklere dayanarak birçok kişi için de durumun böyle olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple Anksiyeteyi yenebilmek için sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oluşturmak tedavi sürecinin kilometre taşıdır. Bu nedenle Midenizi rahatsız edecek yiyeceklerden kesinlikle kaçınmalısınız. Özellikle alınan fazla kafein ve alkol, fast food, asitli içecekler gibi besinler insan yapısındaki stres oranını arttırıcı etkiye sahiptir ve bu da atakların daha şiddetli ve sık yaşanmasına sebep olmaktadır. Bunun yerine stresimizi kontrol altına almamızı sağlayacak magnezyum açısından zengin besin gruplarından biri olan tahıllar, kalsiyum deposu süt, serotonin(mutluluk hormonu) salgılanması konusunda şanına yakışır bir işlevi olan çikolata (az miktarda ve bitter tüketilmesi tavsiye edilir.) ve kesinlikle yaban mersini, çilek, karadut tarzı kırmızı meyveler tüketilmelidir.
Bir hastalık yaşadığımızda ilk uyku düzenimiz bozulur, uyku düzenimiz ne kadar bozuksa hastalıklara yakalanma riskimiz o kadar büyüktür. Anksiyete bozukluğunun yaşanma şiddetinin uykuyla doğrudan bir ilişkisi vardır. Fazla veya az uyumak stresi ciddi anlamda arttıran bir faktördür. Çevrenize baktığınızda en stresli insanların yorgun insanlar olduğunu görebilirsiniz. Tedavi sürecinizin selameti açısından uykunuzu düzene sokmak zorunda olduğunuzu aklınızdan çıkarmamanız gerekmektedir. Bunu sağlamada zorluk yaşayan insanlar bir dizi önlem alabilirler. Örneğin; daha iyi bir uyku için elektronik eşyaları uyuduğunuz odadan uzaklaştırmalısınız. Odanızın ısısını normal seviye de tutup, havasız ve sizi sıkıntı verecek bir odada kesinlikle uyumaya çalışmamalısınız. Gece yatmadan önce alınacak ılık bir duş kesinlikle daha çabuk uykuya dalmanıza yardımcı olacaktır. Geceleri yemek yemek kesinlikle uykunuzu kaçıracak bir eylemdir! Bunun yerine yatmadan önce ufak bir kase yoğurt veya bir bardak ayran tüketmeniz uykuya dalma konusunda sizi kesinlikle ikna edecektir.

4) Sizi Strese Sokan Durumlardan Mümkün Olduğunca Kaçının.

İnsanların işlevselliklerini yerine getirebilmelerinin ilk şartı sağlıktır. Bir insanın fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı olması yaptığı her işte, kurduğu her ilişkide kendisine avantaj sağlar. Sağlığın en büyük düşmanlarından olan stres özellikle Anksiyete problemi yaşayan insanlarda etkisini en etkili şekilde gösterir. Verimi düşürür, kaygılandırır, öz güven zedeler. Bu neden de dolayı ki Anksiyete’den kurtulmak isteyen bir kişi kesinlikle kendisini olabildiğince stres yaşayabileceği kişi ve kurumlardan uzak tutmalıdır. Mesela kargaşa kaynağı sürekli problem yaşanan ve düzeltilemeyecek seviyedeki ilişkiler ve arkadaşlıklar bitirilmeli, yerine kendinizi yanında daha iyi hissettiğiniz, stresinizi azaltan adeta sizin panzehiriniz olan kişilerle vakit geçirilmelidir. Sırf çevrenizdeki insanlar o ruhunuzun darlandığı, basık, sigara dumanından göz gözü görmeyen kafeye gitmek istiyor diye siz de gitmek zorunda değilsiniz! Kendinizi hangi aktiviteyi yaparken daha mutlu hissediyorsanız çevrenizdekileri size katılmaları için davet edebiliriniz. Örneğin doğa yürüyüşü yapmak son zamanlarda stres seviyenize iyi geliyor ve ataklarınız üzerinizde etkili oluyorsa bir süre gerçekten bunu yapın ve yanınızda olmasını istediğiniz insanları siz seçin. Hayatınızdaki önceliklere karar verin ve mecburiyetlerinize göre hangi stresli yer ve kişilerle ilişkilerinizi sonlandırabiliyorsunuz bir bakın. Eğer bunu gerçekten başarabilirseniz, insanlık için belki çok küçük ancak Anksiyete bozukluğunuzun giderilmesi için devasa bir adım atmış olacaksınız.

5) Hobi, Evcil Hayvan ve Rahatlatıcı Eylem Edinin.

Tedaviniz sürecinizde bol bol kafanızı oyalayacak ve hastalığınızı unutturacak aktiviteler yapmak çok önemli. Resim yapmak, spor yapmak, fotoğraf çekmek, blog yazmak, yemek yapmak, dans etmek… Neyi hobi olarak tanımlamıyor ve zevk alıyorsanız kesinlikle onlara eskisinden daha çok zaman ayırmalısınız. Kendinizi kötü hissedeceğinizi düşüneceğiniz her boşluğu kafanızı dağıtan aktivitelerle doldurmalısınız. Zaman içerisinde atak geçirmenize sebep olan düşüncelerinizin artık aklınıza çok daha az geldiğini fark edeceksiniz.
Aralarında sanırım en kısa zamanda sonuç veren yöntem, bir evcil hayvan sahiplenmek olabilir. Bir anda tüylü sevimli bir şey evinizin içerisinde dolaşıyor ve size tarifi mümkün olmayan duygular yaşatıyor. Evcil hayvanların birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde bulundurulduğunu çoğu kişi eminim ki biliyordur. Özellikle sokaklardan sahiplenilen hayvanlar kişiye vicdani bir rahatlama ve mutluluk hissi veriyor. Bunun yanında Anksiyete problemi yaşayan insanlar ne kalabalık ortama girmekten hoşlanırlar ne de yalnız kalmaktan. Evde bir evcil hayvan olması rahatsızlığı yaşayan kişilerin daha güvende, yalnız hissetmediği ve dolayısıyla daha stressiz bir ortam sunar.

Anksiyete bozukluğu problemi olan insanlar atak geçireceklerini 5-10 dakika öncesinde kesinlikle fark ederler. Çarpıntı, terleme, sıcak basması veya üşüme, nabzın artması, baş dönmesi gibi bulguların ilk fark edildiği zamanda kafasından atak düşüncesini atmak ve atağı gelmeden engellemek için ‘’rahatlatıcı bir eylem’’ edinmek gerçekten hayat kurtarıcı niteliktedir. Mesela, bir hastanın atak geleceğini anladığı anda hemen türkü dinlediğini bunun onu çok rahatlattığı ve çoğu atağını bu şekilde engellediğini söylediğini bizzat duydum. Keza diğer bir kişinin hemen 100’den geriye saymaya başladığını, bir başkasının ise nabzının yükseldiğini hissettiği an açıp bilgisayar oyunu oynamaya başladığını, direkt olarak yaşamış ve görmüş bulunmaktayım. Sizlerde gün içerisinde anlık olarak sizi neyin rahatlattığının tespitini yapabilir ve atak sırasında bu basit ama etkili tüyoyu kullanarak atağınızın şiddetini azaltabilir hatta tamamen ortadan kaldırabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 + 15 =