İkinci Dünya Savaşının Katil U-Boat Denizaltıları

0
201

İkinci Dünya Savaşı, dünya tarihine damgasını vurmuş en önemli savaşlardan bir tanesi. Bunun pek çok sebebi var ve en önemlisi ülkelerin verdikleri kayıplar. Bu anlamda savaşa katılan çoğu ülkenin de tekrar yaşamak istemediği savaşlardan. İnsanlık tarihi İkinci Dünya Savaşı ile birlikte bu savaştan hem teknolojik hem de insani yönden çok fazla şey öğrendi. U-Boat denizaltılar savaşın denizdeki kaderini belirleyeceklerdi.

İkinci Dünya Savaşı’nın kuşkusuz baş rölündeki ülke Almanya’ydı. Tüm dünyayı karşısına alan Naziler kendilerini en iyi şekilde savunmak ve düşmanlarına göz dağı vermek için çok çeşitli yöntemlere başvurdular. Bu yöntemler zaman zaman insanlık dışı yöntemler de olabiliyordu. Adolf Hitler’in ölmeyen Nazi askeri yaratmaya çalışması ve bunun için çeşitli insafsız deneyler yaptırması günümüzde hala insanların tüylerini diken diken ediyor.

Nazilerin ellerindeki teknolojileri de en iyi şekilde kullanmaları İkinci Dünya Savaşı’na damgasını vuran bir başka olay. Özellikle uçak ve denizaltı yapımı savaş zamanında oldukça artmıştı. Almanlar savaşı fırsat bilip askeri üretime oldukça fazla yatırım yaptılar. Neredeyse tüm Alman mühendisler yeni savaş makinelerinin üretimi için seferber oldular. Bazı girişimler hayata geçirilemese de hayata geçirilen ve savaş sonrası başka ülkelere de ilham verecek çeşitli yenilikler yapıldı.

Almanlar ilk jet motorlu savaş uçaklarını İkinci Dünya Savaşı sırasında ürettiler. Ruslar hala kendi ürettikleri pervaneli savaş uçaklarıyla uçarken, Sovyetlerin, Almanların jet motorlu savaş uçakları karşısında çok da fazla şansları yoktu. Aynı şekilde deniz üzerinde ve deniz altında da Almanlar oldukça aktif şekilde üretimde bulundular. Çoğu zaman savaş gemileri düşman ordularının savaş gemileri kadar yeterli olamıyordu. Bu sebeple gizli gizli yol alabilen canavar denizaltılara ihtiyaç vardı.

Bu sebeple U-Boat denizaltıları Almanlar tarafından üretilmeye başlandı. Aslında U-Boat üretimleri Birinci Dünya Savaşı sırasında da yapılmıştı. Ancak teknolojik olarak yetersiz olmaları sebebiyle çok kısıtlı sayıda üretildiler. Uluslararası anlaşmalar gereği ülkeler savaş araçları üretimi konusunda kısıtlanıyordu. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar bu kuralı tanımayarak 100’lerce U-Boat üretti. Savaşın ilk 2 yılında U-Boatlar özellikle İngilizlerin korkulu rüyası haline gelmişti. Çünkü o tarihlerde radar henüz icat edilmemişti ve Baltık denizine adeta böcek gibi salınan U-Boatlar önüne gelen düşman gemisini havaya uçuruyordu.

U-Boatların Saldırı Taktikleri

Savaş sırasında Almanlar, “Kurt Kapanı” adı altına bir taktik geliştirdiler. Bu taktik sayesinde Baltık Denizinde dolaşan U-Boatlar’dan bir tanesi eğer büyük bir düşman konvoyu tespit ederse hemen saldırıya geçmiyordu. U-Boatlar arasındaki şifreli bir iletişim yöntemi olan Enigma sayesinde düşman konvoyuna en yakın U-Boatlar en kısa yoldan saldırı yapılacak konvoyun yakınına çağırılıyordu. Konvoy ilerlerken en geç 15 saat içerisinde 7-8 adet U-Boat konvoyun yanına gelerek birden ve güçlü bir saldırı düzenliyorlardı. Kurt Kapanı taktiği pek çok İngiliz konvoyunun sonu olmuştu.

U-Boatlar kısa sürede ünlerini kanıtladılar. Hatta kimi otoriteye göre İkinci Dünya Savaşı’nın sessiz katilleri olarak adlandırıldılar. Tam anlamıyla bir kurt sürüsü gibi 10 saat civarında, sıkılmadan pusuda bekleyip, yeterli çoğunluğu sağlayınca saldırıya geçiyorlardı. Ancak, savaşın son yıllarında Nazilerin şifreli iletişim yöntemi olan Enigma’nın şifrelerinin çözülmesi Kurt Kapanı saldırılarını da sekteye uğrattı. Çünkü gemiler artık mesajlaşmaları çözerek U-Boatların yerlerini tespit ediyorlar ve ona göre su altı bombaları atabiliyorlardı.

U-Boatların insanların akıllarına kazınan en önemli özelliklerinden bir tanesi de limandan ayrıldıktan sonra 3 ay gibi bir süre denizde kalabilmeleriydi. U-Boatlar denizin üzerinde dizel yakıt harcamalarına karşın denizin altında ise elektrikle çalışıyorlardı. Bu yüzden denizin altında sürekli kalma süreleri ise 3 gün civarındaydı. Ancak elektrik bataryaları şarj oluyordu ve bunun için su üstünde dizel motorun çalışması yeterliydi. Bunun yanında U-Boatları efsaneye dönüştüren en önemli özelliklerden bir tanesi ise basınç faktörüne son derece dayanıklı olarak üretilmeleriydi. Suyun altında bir şekilde yerleri tespit edilebilen U-Boatlar neredeyse denizin tabanına kadar inip burada sessiz bir balık gibi beklemeye geçiyordu. Bu sayede denizin yüzeyindeki gemilerden bırakılan su altı bombalarına da hedef olmuyordu. Çünkü bombaların suyun altında girdikten sonra patlama süreleri denizin dibine ulaşmalarına el vermiyordu. Bu yüzden mayının patlaması denizin ölü noktasında bekleyen bir U-Boat’a sadece ufak bir titreşim olarak etki ediyordu.

Filmlerde U-Boat

U-Boatlar ile ilgili pek çok sinema filmi yapıldı. Bu filmlerden en dramatik ve akıllarda kalan film 1981 yapımı Das Boot filmdir. Film tam tamına 4 saat 53 dakika sürmektedir ve tamamına yakını bir U-Boat denizaltısının içinde geçkmektedir. Filmi bu denli dramatik yapan en önemli etken izleyiciye, filmi seyrederken gerçekten bir denizaltının içindeki sıkıntıyı 4 saat 53 dakika boyunca vermesidir. Filmde bu denizaltıda görevli olan askerlerin, Akdeniz’de aylar boyu süren ve düşman gemilerini avlamaya çalıştıkları maceraları anlatılmakta. Çoğu zaman deniz altının içindeki çaresiz bekleyiş izleyici kesinlikle filme bağlıyor. Filmin IMDB puanı ise 10 üzerinden 8,4’dür.

Savaş sonrasında ortaya çıkan tablo gerçekten insanın içini ürperten cinstendi. 121 adet U-Boat’un savaş sırasında batırıldığı biliniyordu. Bunun yanında 154 adet U-Boat’da esir düşmüştü. Uzmanlar bunlar kadar adedin akıbetinin ne olduğunu da bilmiyorlar. Hatta bazıları denizaltı koleksiyonerleri tarafından sessiz sedasız kaçırılan U-Boatlar olduğunu da söylemektedirler.

Günümüzde İkinci Dünya Savaşı sırasında üretilmiş U-Boatlardan çok daha fazla özelliğe sahip olanlar Almanya tarafından üretilmeye belli başlı ülkelere satılmaya devam ediliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 1 =