Uçmak pek çok insan için bir tutku, bazıları içinse çok fazla tercih edilen bir seyahat şekli. Uçaktan korkup da uçağa binmemiş ya da binmeyecek olan insan sayısı da çok fazla. Hava taşımacılığı son derece güvenli olsa da bazen küçük bir dikkatsizliğin bedeli ağır oluyor. Orly Faciası da küçük bir dikkatsizliğin sonucu.

Türk Hava Yollarına ait 981 sefer sayılı DC-10 tipi Ankara uçağı sabah İstanbul’dan kalkmış ve yerel saatle 11:00’de Paris’in Orly havaalanına inmişti. O anda uçakta toplam 167 yolcu ve 13 mürettebat bulunmaktaydı. Bu seferin ikinci ayağı da Paris’ten Londra’ya olacaktı. Şans o ki İngiliz British Airways çalışanlarının grevde olmalarından ötürü İngiltere’ye gidecek yolcular da Türk Hava Yollarının 981 sefer numaralı Ankara uçağını seçmişlerdi. Bunlar arasında 4 İngiliz manken, 17 İngiliz Rugby oyuncusu, 48 Japon bankacı ve daha pek çok milletten yolcu bulunuyordu.

Uçak, 12:30 civarı Orly havaalanından ayrıldı ve FL230’e (23.000 feet) yükselmeye başladı. Kısa bir süre sonra hava trafik kontrolörleri telsizden gürültülü bir anons duydular. Basınç ve aşırı hız uyarıları arasında yardımcı pilotun Türkçe olarak “Uçağın gövdesi yarıldı” şeklindeki sesiydi bu. Uçuş 981 kısa bir süre sonra radardan kayboldu. Uçağın enkazı çok ufak parçalara ayrılmış halde Senlis kasabası yakınlarındaki Ermenonville ormanında bulundu. 346 yolcudan sadece 40’ının kimliği bakılarak tespit edilebildi. 9 kişinin kimliği hiçbir zaman belirlenemedi. Tarihler 3 Mart 1974’tü.

Türk Hava Yolları Ankara Uçağı Neden Düştü?

Haber kaynaklarından Orly Faciası ‘nın teröristlerin düzenlediği bombalı saldırı olduğu duyurulsa da gerçek zaman içinde açıklığa kavuştu. Kara kutu incelemelerinde ulaşılan ilk ipucu bir patlama sesiydi. Bu patlamayı aşırı yüksek seste ve seviyede hava akımı sesi takip ediyordu. Buna bağlı olarak da bu sesle eş zamanlı olarak 2 numaralı yani kuyruktaki motorun durduğu anlaşılıyordu. Yine aynı anda pilotlardan birinin mikrofonun düğmesine bastığı da belirlenmişti. O anda uçak burnunu 20 derecelik bir açıyla aşağıya doğru indirdiği, hızlanmaya ve irtifa kaybetmeye başladığında pilotların da uçağın kontrolünü kaybettikleri anlaşılıyordu. Uçak yaklaşık saatte 800 km. hızla bu şekilde Ermenonville ormanına çakılmıştı. Peki ne oldu da 2. motor durmuştu. İşin daha da ilginç kısmı 3 motorlu DC-10’ların yeri geldiğinde tek motorla bile uçuşlarına devam edebilecekleri biliniyordu. İşin kırılma noktası kara kutuda duyulan patlama sesiydi.

Enkazın İncelenmesi İmkansızdı

Uçak enkazı üzerinde yapılan incelemede bir sonuca varılması da zamanın olanaklarıyla mümkün görülmüyordu. Zira uçak pek çok ufak parçaya ayrılmıştı. Ta ki bir çiftçinin çıkıp da uçağın düştüğü yerin 15 km uzağında, uçağın arka kargo kapısını, uçağın iç kısmından kopan zemine ait parçaları ve 6 adet yolcu koltuğunu (yolcular üzerinde olarak) bulmasına kadar. İşte işin boyutu bu noktada değişmiş ve her şey çorap söküğü gibi gelmişti. Uçağın kalkıştan sonra 23000 feet’e yükselmesi esnasında arka kargo kapısı aniden açılmış, kapının açılmasıyla birlikte uçağın içinde ciddi bir basınç kaybı yaşanmış, bununla birlikte içeride oluşan yüksek hızdaki hava sirkülasyonu sebebiyle uçağın gövdesi yarılmış ve bu yarıktan 6 yolcu koltukları ile beraber boşluğa uçmuşlardı.

Yine uçağın içinden kopan parçalar, eski olan ve telli kumanda olarak adlandırılan, DC-10 uçağının pilot kabininden uçağın arkasına giden ve uçağı kontrol etmeye yarayan kabloları koparmıştı. Bu da uçağın kontrolünü imkânsız hale getirmişti. Bir diğer şey ise yine kopan parçaların uçağın kuyruğunda bulunan 2. motora girerek bu motoru da parçalaması ve bu motordan çıkan parçaların uçağın kuyruğundaki kumanda mekanizmalarını bozmasıydı. Bütün bu gelişmeler ardı ardına yaşanınca Türk Hava Yollarına ait Ankara isimli DC-10 tipi uçağın düşmesi de kaçınılmaz hale gelmişti.

3 Mart 1974 tarihinde yaşanan ve 346 kişinin yaşamını yitirmesine sebep olan Orly Faciası, 1977’de yaşanan ve 583 kişinin öldüğü Tenerife faciasına kadar havacılık tarihinin en çok can kaybı yaşanan faciası olarak kaldı. 1985’deki Japon havayollarının kazasına kadar da tek uçağın karıştığı en büyük kaza oldu. Yapılan araştırmalarda uçağın yapımcısı McDonnell Douglas firmasının kargo kapılarındaki kilit dizaynının hatalı olduğu belirlendi. Bu tarihten sonra FAA konuya ilişkin yeni kurallar getirerek kilit dizaynlarının nasıl olması gerektiğini bir sonuca bağladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 + 2 =