Donald John Trump (d. 14 Haziran 1946: Queens, New York) Amerikalı iş adamı, siyasetçi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin günümüzdeki başkanı. 8 Kasım 2016 tarihinde yapılan 2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerine Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak girmiş, Hillary Clinton’ı geçerek Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. devlet başkanı seçilmiştir.

Donald Trump 1960’lı yıllarda çeşitli nedenlerden dolayı liseyi terk etmek durumunda kaldı. Sonraki süreçte askeri akademi ile Pensilvanya’da bulunan Wharton Institute’de eğitim gördü. Üniversite yılları sonrasında babası Fred Trump’ın emlâk ve inşaat firmasında görev almaya başladı. 1971’de babasının şirketlerinde imtiyaz sahibi olup kontrolü ele aldı. Şirkete “Trump Organizasyon” adını vererek merkezini Manhattan bölgesine taşıdı. Kısa sürede yaptırdığı otellerle adını duyurdu. 1999 yılında babasını kaybetti. 2000’de yapılan seçimlere Reform Partisi başkan adayı olarak katıldı fakat kısa süre sonra adaylıktan çekildi. 2001 yılında bu partiden ayrıldı. 2004 yılında NBC kanalında “Çırak” (The Apprentice) programını hazırlayarak şov dünyasına adım attı. Bazı söylemleri nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi fakat kazanamadı. 2016 yılındaki seçim sürecinde İslamofobik söylemleri ve seçim vaatleriyle eleştirildi. Forbes’in 2016 yılındaki dünyanın en zengin 400 kişisi listesinde yer aldı. 2016 yılındaki seçimleri kazanmasıyla birlikte ABD tarihinin en yaşlı başkanı oldu.

Ailesi

Donald Trump Alman kökenli bir aileden gelmektedir. Berber olan büyükbabası Frederick Trump 1869’da Almanya’da doğdu. 1885 yılında henüz on altı yaşındayken Amerika’ya göç etti. Kanada Klondike bölgesinde altın rezervleri buldu. Sadece altın çıkarmakla kalmayıp kendisi gibi altınla zengin olmak isteyenlere yer belirleyip, yiyecek-içecek sattı, genelev işletti. Kendisi gibi Alman göçmeni olan Elizabeth Christ ile 1902 yılında evlendi. Askerlik yapmamak ve vergi vermemek için Almanya’ya gitti fakat kısa bir süre sonra Amerika’ya geri döndü. 11 Ekim 1905 tarihinde Fred Trump adında bir oğlu oldu. Baba Frederick Trump 1918 yılında ölünce oğlu Fred Trump genç yaşına rağmen ticarete atılmak zorunda kaldı. 22 yaşına gelince Elizabeth Trump & Son adlı şirketi kurdu. Bu yıllarında siyahi karşıtı Ku Klux Klan adlı örgüte üye olduğu için kısa bir süre tutuklu kaldı. II. Dünya Savaşı sonrasında işlerini büyüterek servet sahibi oldu. Amerika Birleşik Devletleri Donanması ve askerleri için kışla tarzında evler yaptı. Yine bu dönemlerde New York Quenss’de arsa alım satımına başladı. Irkçı bir tavır sergileyerek siyahilere daire satmadı. 1935 yılında İskoç göçmeni olan Mary Mecleod’la evlenerek Maryanne, Frederick Jr, Elizabeth, Donald ve Robert adlarında beş çocuk sahibi oldu.

Yaşam öyküsü

Mary Anne MacLeod ve Fred Trump’ın beş çocuğundan biri olan Donald Trump, 14 Haziran 1946 tarihinde New York’ta doğdu. 1981 yılında kardeşi Frederick Trump Jr. alkol bağımlılığı sebebiyle hayatını kaybetti.

Donald Trump hareketli bir çocukluk geçirdi. Ergenlik döneminde okuldaki müzik öğretmenine yumruk attı. Ardından askeri lisede okudu.1964 yılında mezun olunca subay olmak istemedi. O yıllardaki tek hayali Hollywood’da film yapımcısı olmaktı. Babasının kendisini New York’taki bir köprü açılışına götürmesi onun için bir milat oldu. Üniversite eğitimini iki yıl Fordham, iki yılda Pensilvanya Üniversitesi’nde tamamladı. Bu dönemlerde babası Fred Trump işlerini büyütmüş, 200 milyon dolar gibi bir servet sahibi olmuştu. Trump Vietnam Savaşı’na da ayağında topuk iğnesi olduğu gerekçesiyle katılmadı.

Yükseköğretimden sonra 1971’de babasının Elizabeth Trump & Son Co. adlı daire kiralık şirketini ele aldı. Şirketin adını The Trump Organization diye değıştırdı.[6] Şirketin adını, niteliğini ve merkezini değiştirdi. O dönemlerde yaşanan petrol krizi ABD ekonomisini, dolayısıyla da Trumpları da etkiledi. Donald Trump sonraki süreçte babasından aldığı 350 bin dolarla iş hayatına atıldı. Farklı projeler üzerinde farklı isimlerle çalıştı. Manhattan’da harap halde olan Commodore Hotel’i satın alıp yenilemek isteyince babası da dahil çevresindekiler ona karşı çıktı. Fakat bu isteğini de gerçekleştirdi. Hyatt Otelleri’nin sahibi olan Jay Pritzker ile ortak oldu (1975). Hem bu ortaklığı hem de vergi vermemek için belediye ile yaptığı 40 yıllık anlaşma onun ilk başarıları olarak dikkat çekti. 1400 odalı Grand Hyatt Oteli ile yılda 30 milyon dolar kâr elde etti. 1978’de Manhatta’nın işlek caddelerinden birindeki bir binayı 25 milyon dolarlık banka kredisiyle alıp 68 katlı bir gökdelen yaptırdı. Yaptırdığı daireler 1983’de oldukça ilgi görüp satıldı. İlk önce Tiffany mücevher mağazası nedeniyle Tiffany Kulesi adını verdiği bu binaya daha sonra Trump Kulesi (Trump Tower) adını verdi. Medyada daha fazla ün kazanmasında Central Park’taki buz pateni pistinin etkisi büyük oldu. Belediyenin yedi yıldır bitiremediği ve toplamda 20 milyon dolar harcadığı inşaat, Trump ile beraber üç ayda üç milyon dolara tamamlanmış oldu. Sonraki dönemde ise Trump Place ile beş milyar dolarlık bir projeyi gerçekleştirdi. Sadece doğduğu şehir New York’ta değil, Chicago, Miami, Las Vegas ve dünyanın birçok yerinde Trump Tower, Trump Plaza, Trump International gibi yatırımlar gerçekleştirdi. 2004 yılında NBC’deki programı ile şov dünyasına adım attı. Programda kullandığı “Kovuldun!” sözü çok dikkat çekti. Gallup’un anketlerine göre Trump, 12 yaş üstündeki Amerikalıların %98’i tarafından tanınıyordu.

Donald Trump emlâk işlerinin yanı sıra 1998’de kendi adını taşıyan bir vakıf kurdu. 2016 yılındaki başkanlık seçimleri için bu vakıf aracılığıyla para topladığı iddiasıyla hakkında soruşturma açıldı. Miss Universe, Miss USA ve Miss Teen US gibi güzellik yarışmalarıyla ilgilenip bunlardan pay satın aldı. Kendi adını taşıyan ve emlak üzerine ücretli eğitim veren bir üniversite açtı. Bu üniversite 2005-2010 yılları arasında faaliyet gösterdi.

Evlilikleri ve Çocukları ;

Donald Trump toplamda üç evlilik yaptı. Bu evliliklerden üç erkek iki de kız çocuğu olmak üzere toplamda beş çocuk sahibi oldu. Ayrıca 2017 yılı itibarıyla sekiz de torunu bulunmaktadır. Trump ilk olarak 1972 yılında Çek model Ivana Zelníčková ile evlendi. Bu evliliğinden Donald Trump Jr., Ivanka ve Eric adında üç çocuğu oldu. İkili 1992 yılında ise boşanmalarına rağmen bir süre yakın ilişkileri devam etti. Bu evlilikten olan çocukların üçü de babalarının şirketlerinde yöneticilik yapmaktadır. 1997 yılına gelindiğinde Trump bu sefer aktris Marla Maples’la evlendi. Bu evlilikten de Tiffany adında bir çocuk sahibi oldu. İki yıl sonra, 8 Haziran 1999’da bu evliliğini de sonlandırdı. 2005 yılında Sloven model Melania Knauss’la evlendi. Mart 2006’da oğulları Barron doğdu. Melania’nın seçim kampanyaları sırasında eşi hakkındaki konuşması Barack Obama’nin eşi Michelle Obama’nın Demokrat Parti Kongresi’nde yaptığı konuşmayla benzer içerik barındırması medyada tartışma yarattı. ” Bazen evde iki erkek çocuğum var, genç bir oğlum ve kocam” şeklindeki söylemiyle de tekrar gündeme geldi.

Başkan adaylığı serüvenleri ;

Trump başkanlık öncesindeki siyasi düşüncelerinde birçok farklı tutum sergiledi. Siyasi çevrelerde tanınması 1980 yılındaki başkanlık seçiminde Ronald Reagan’ı desteklemesiyle başladı. Reform Partisi ile olan ilişiğini 2001 yılında kesti. 2001’den 2008’e kadar Demokratik Parti’yi destekledi. 2008 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı John McCain’i destekledi. 2011 yılına kadar altı Cumhuriyetçi, dört de Demokrat adaya mali destek sağladı. Bu desteğini 2011 sonrasında sadece Cumhuriyetçilere kaydırdı. 1988, 2004 ve 2012’de başkanlık için adı geçmiş olsa bile ilk kez 2000 yılındaki seçim için aday oldu.

Trump’ın başkan adaylığı serüveni 1987’li yıllara dayanmaktadır. Henüz o yıllarda başkan adaylığı için adı geçen isimlerden biri oldu. 8 Ekim 1999’da CNN ekranında Larry King’in bir programında Amerikan başkanlığına aday olacağını açıkladı. Yardımcınız kim olacak sorusuna ise siyahi sunucu Oprah Winfrey cevabını verdi. 2000 yılındaki seçimlere Reform Partisi’nden başkan adayı oldu.Fakat daha sonra yarıştan çekildi. NBC’deki programı ile daha da tanınan Trump, 2004’deki başkanlık seçimi içinde adı geçti. Bush’ın izlediği Irak politikasını yoğun bir şekilde eleştirdiyse de ona destek veren isimlerden biri olup, başkanlığa aday olmadı. 2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri için de 16 Haziran 2015’de Manhattan 5. Cadde’de bulunan Trump Tower’daki konuşmasıyla Cumhuriyetçi Parti’den başkan adaylığını açıklayarak şu ifadeleri kullandı: “Bayanlar ve baylar, Amerikan başkanlığı için yarışıyorum ve ülkemizi tekrar harika bir yer haline dönüştüreceğiz.

Seçimler ;

16 Haziran 2015’de Cumhuriyetçi partiden başkanlık kampanyalarına başlayan Trump, partisinden senatör Ted Cruz ve Ohio Valisi John Kasich’den yapılan ön seçimler sonrasında sıyrılarak partinin tek adayı olarak kaldı. 2016 Haziranının son günlerine doğru parti içinde gereken 1238 delege sayısına ulaşarak partinin resmi adayı olması kesinleşti.Yaygın görüşlere ve genel anket sonuçlarında çoğu kez Clinton’un gerisinde gösterilen Trump,8 Kasım 2016’da yapılan seçimleri kazanarak 45. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı oldu. Trump yapılan son anketlerde rakibinin dört puan gerisinde gösteriliyordu. Seçimlerde Trump % 46.1 Clinton ise % 48.2 oy aldı. Clinton daha fazla oy almasına rağmen başkanlık için gerekli olan 270 eyalet delegesi sayısına ulaşamadı.ABD medyası seçim sonuçlarını sürpriz olarak gördü.Trump’ın seçilmesinden Obama’dan görevi devralmasına kadar geçen süreçte basında Rusya’nın seçimleri müdahil olarak Trump’a yardım ettiği iddiaları ortaya atıldı. Bu iddialar arasında Rusya’nın elinde Trump’ın seks kaseti olduğu[52] veya seçimlere siber olarak müdahale ettiği yönündeydi.CIA’nın da Rusya’nın müdahalesi ve yardımı sonucuna vardığı iddiaların araştırılması için Başkan Barack Obama tarafından talimat verildi. Seçilmiş Başkan Trump ise bu iddiaları gülünç bularak: “Bu da yeni bir bahane. Ben inanmıyorum. Biz ülke genelinde büyük bir zafer kazandık. Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar” ifadelerini kullandı.Rusya tarafı ise iddiaları ABD-Rusya ilişkilerine zarar verme amaçlı olduğunu belirterek yalanladı.

Seçim analizlerine göre üniversite mezunu Amerikan seçmenlerinin %44’ü (ABD ortalaması %29), lisansüstü eğitim görenlerin yaklaşık %37’si Trump’a oy verdi. Kadınların ise yaklaşık %41’i Trump’a oy verdi, bu oran beyaz kadınlarda %52 olarak saptandı. Hane halkı gelirinin ortalama 56 bin dolar olduğu ABD’de, Trump’a oy veren ailelerin ortalama geliri 72 bin dolar iken, Clinton’a o verenlerin ise 61 bin dolardı. Kendisinin başkan seçişmesini politika analistleri, gözlemciler ve siyaset bilimcileri neredeyse ‘imkansız’ olarak görmekteydi.

Trump karşıtı protestolar

Donald Trump hem seçim kampanyaları hem de başkanlık görevini devralmasından sonraki süreçte birçok protesto ile karşılaştı. Daha önce kadınları, Müslümanları ve göçmenleri hedef alan söylemleri seçim kampanyası süresince miting ve konferaslarında protesto edilmişti.Özellikle görevi devraldığı yemin töreni sırasında başlayan Trump karşıtı protestolar ülke geneline yayılmakla kalmayıp Londra ve Paris gibi küresel şehirlere de sıçradı.Kapitalizm ve Trump karşıtı dövizler taşıyan göstericiler çeşitli mağaza ve dükkanların camını kırınca güvenlik güçlerince gruba müdahale edildi. New York, Boston, Chicago, Portland ve Oakland gibi şehirlerdeki protestolar yoğun katılım gördü. Bazı noktalarda göstericiler polisle çatıştı. Ayrıca “Kadınların direnişi” (Women’s March) adındaki kadın protestoları başkent Washington ve New York gibi yerlerde yayılım gösterdi. Dag Hammarskjold Parkı’ndaki gösterilere 200 bin kişi katılım gösterdi. Ellerinde ‘benim bedenim, benim seçimim’, ‘bedenime dokunma’, ‘gelecek kadınların olacak’, ‘benim başkanım değil’, ‘ellerini çek’, ‘sevgi nefreti yenecek’ gibi dövizler taşıyan kadınların protestosuna Madonna, Scarlett Johansson ve Alicia Keys gibi birçok isim katıldı.Bu gösterilerde en az 217 kişi gözaltına alındı.

ABD Başkanlığı (2017-günümüz)

2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri sonrası Hillary Clinton’ı ikinci sırada bırakarak ABD Başkanlığı görevine seçilen Trump, 20 Ocak 2017 tarihinde ABD kongresi’nde yapılan törende yemin ederek görevine başladı.Göreve geldikten sonra Oval Ofis’te Obama tarafından depoya kaldırılmış olan eski İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in büstünü geri getirip eski yerine koydurdu. İlk hafta 15 kararnameyi imzaladı , bunlar çoğunlukla seçim kampanyası süresince değindiği konular üzerineydi. Barack Obama tarafından uygulamasına geçilen Obamacare adlı sağlık reformunun süreç içerisinde kaldırılması için çalışma başlattı. Tepki çeken vaatlerinden olan Meksika sınırına duvar örülmesini, ülkeye yasal olmayan yollardan girişi engellemenin bir parçası olarak görüp ilgili başkanlık kararını imzaladı. Bu kararı Meksika ile ABD arasında gerilim yarattı. Duvarın maliyetini Meksika’ya ödeteceğini söyleyen Trump’a Peña Nieto tepki gösterdi.Duvar maliyeti konusunda Meksika’dan ithal edilen ürünlere yüzde yirmi vergi koyacağı bildirildi. Başkan adaylığı süresince yoğun bir şekilde eleştirdiği Trans-Pasifik Ortaklığı’ndan ABD’nin çekilmesini içeren başkanlık emrini ise 24 Ocak 2017’de imzaladı. Bir gün sonra kürtajı destekleyen uluslararası kuruluşlara olan ABD desteğini kesti. İlk haftasında en tepki çeken imzası ise yine seçim vaatlerinden olan sınırı Müslümanlara kapatma girişimiydi. Irak, Suriye, Yemen, İran, Sudan, Somali ve Libyalı vatandaşlara vize kısıtlaması uygulayarak ülkeye girmelerini yasakladı. Suriyeli mültecilerin de ikinci bir emre kadar ülkeye alınmasını durdurdu. Başkanlık imzasından sonra ABD’deki bazı havalimanlarında gözaltına alınan Müslümanlar oldu.Ardından birçok şehirde protesto edilen bu uygulama, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) tarafından açılan dava sonrasında federal yargıç tarafından askıya alındı.

Avrupa ile ilişkiler

Trump’ın başkan seçilmesinden beş gün sonra AB Dışişleri bakanları acil olarak Brüksel’de toplantı yaptı. Toplantıda savunma ve dış ilişkiler konusunda daha etkili ve yoğun bir işbirliğine gidilmesi kararlaştırıldı. Toplantıya katılan bazı kişiler Trump’ın söylemlerini Avrupa için tehlikeli bulduklarını ve yıkıcı sonuçlara gidebileceğini belirtirken, kimileri de abartılı veya bir fırsat olarak gördüklerini açıkladı. Yapılan toplantıya İngiltere, Fransa ve Macaristan Dışişleri bakanları çeşitli gerekçelerle katılmadı. Trump’ı Beyaz Saray’da ziyaret eden ilk Avrupalı lider ise İngiltere Başbakanı Theresa May oldu. May, Avrupa Birliği’nden ayrılmış bir İngiltere ile Trump yönetimindeki ABD’nin yeniden dünyayı yönetebileceğini belirtti. Ayrıca Trump’ı işkenceyi öneren ve Müslüman göçmenlere yasak getirmeyi içeren düşüncelerini ise eleştirdi.

AB’nin zamanla çözüleceği ve NATO’nun işlevsiz olduğunu söyleyen Trump’a en büyük tepkiyi Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here